Minik Ardıç Kuşu, vadide söylediği kısa bir sesin biraz sonra kendisine geri döndüğünü duydu. "Cik!" dedi neşeyle. Va...
Kullanım İpuçları
- Sayfayı çevirmek için sayfaya tıklayın ya da yön tuşlarını kullanın.
- Dinle butonu ile sesli anlatımı başlatın.
- Oto Ses açıkken sayfa bitince otomatik devam eder.
- Kaydırıcı ile hızlı konum değiştirin.
- 3D Açık/Kapalı ile perspektifi değiştirin.
- Kilit ile sayfa tıklamalarını kapatabilirsiniz.
- Tam ekran ile daha iyi odaklanın.
- Yazı Boyutu butonu ile metin boyutunu 14px ile 30px arasında ayarlayabilirsiniz.
Minik Su Samuru ve Nehirdeki Yuvarlak Taşlar


Minik Su Samuru Suzi, nehrin sığ kıyısında farklı büyüklüklerde yuvarlak taşlar buldu. Nehir pırıl pırıl parlıyordu. Yusufçuk Pırpır tepesinde uçarak ona eşlik ediyordu. "Bak Pırpır, ne kadar çok taş var!" dedi Suzi.


Suzi, parmak ucuyla minik, gri bir taş seçti. Bu taş, küçük bir bilye kadardı. "Bu çok küçük," diye fısıldadı Suzi. Taşın pürüzsüz yüzeyi güneşin altında parlıyordu.


O sırada Kurbağa Zıpzıp, bir nilüfer yaprağının üzerinden "Vırak!" diye seslendi. Zıpzıp, sudan biraz daha büyük bir taş çıkardı. "Bak Suzi, benim taşım seninkinden daha iri!" dedi.


Suzi ve Zıpzıp taşları yan yana koydular. Hangisi daha büyüktü? Suzi gülümsedi ve "Senin taşın benimkinden daha büyük, Zıpzıp!" dedi. İkisi de bu oyunu çok sevmişti.


Ördek Paytak, vak vak sesleriyle yanlarına geldi. Gagasıyla sudan yassı ve daha geniş bir taş çıkardı. "İşte bu, gerçek bir nehir taşı!" dedi Paytak gururla.


"Şimdi üç taşımız oldu!" dedi Zıpzıp. Küçükten büyüğe, taşları dizmeye başladılar. "Küçücük, küçük ve orta!" diye tempo tuttular.


Kunduz yavrusu Kıtır, dişlerinin arasında taşıdığı ağır bir taşla geldi. Bu taş, Paytak’ın taşından çok daha büyüktü. "Buna da yer var mı?" diye sordu Kıtır.


Kıtır, taşı diğerlerinin yanına koyarken biraz zorlandı. Suzi ona yardım etti. "Birlikte daha kolay!" dedi Kıtır. Dördüncü taş da sıraya girdi.


En sonunda Kaplumbağa Tosbik ağır adımlarla yaklaştı. Kabuğuna benzeyen, kocaman ve yosunlu bir taş gösterdi. "En büyüğünü ben buldum!" dedi Tosbik sakince.


Şimdi bütün taşlar sıradaydı. En küçükten en büyüğe: Bir, iki, üç, dört ve beş! Arkadaşları hep bir ağızdan bağırdı: "Küçücükten kocamana, nehir taşları yan yana!"


Oyun bittiğinde Suzi, "Şimdi taşları evlerine bırakalım," dedi. Paytak başını salladı: "Evet, nehir onları bekliyor." Herkes bulduğu taşı nazikçe suya geri bıraktı.


Taşlar nehrin dibinde yine parlamaya başladı. Suzi, arkadaşlarına teşekkür etti. Doğayı inceleriz, sonra olduğu gibi koruruz. Mutlu su samuru, yuvasına doğru huzurla yüzdü.



